Aktüel

Ana Rucner ile Röportaj

By

on

Ana Rucner ile Röportaj, İstanbul Başkonsolosluğu’nun davetlisi olarak özel bir konserde sahneye çıkan Ana Rucner, Habertürk’ün sorularını yanıtladı…

Güzelliği, karizması ve sanatıyla tüm dünyanın dikkatini çeken Hırvat çello sanatçısı Ana Rucner, önceki gece Hırvatistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun davetlisi olarak özel bir konserde sahneye çıktı. Çellosuyla nefes aldığını söyleyen Ana Rucner, sorularımızı yanıtladı.

• Çello ne zamandan beri Ana Rucner’in hayatında?
Altı yaşındaydım. 21 yıldır çelloylayım. Bütün ailem müzisyen. Babam ve ağabeyim viyolonsel, annem ile ben çello çalarız.

• Enstrümanlar içinde özellikle çelloyu sizin için büyülü kılan nedir?
Çellonun kendisi bir büyüdür. Özellikle akustik çello. Şu an yanımda olan elektro çello. Enerjinizi enstrümana akıtmanın farklı bir yolu. Çello büyüdür. Daha modern. Ama akustik çello özeldir, çünkü eğer enstrümana hissinizi geçirirseniz size mutlaka ses olarak geri verir. Bu büyüdür. Enstrümanı hissetmek, ona ses vermek, onun için yaşamak. Çello, insan bedeni gibidir. Her müzisyen için kendi çaldığı enstrüman farklı bir şey ifade eder. Ama yine seçme şansım olsaydı çelloyu seçerdim. Çellonun sesi insan sesi gibi. Bana göre kesinlikle en harikulade enstrüman sesi.

• Bir çello sanatçısı olmak sizi kişisel olarak nasıl etkiledi?
Çello, eğer bir müzisyenseniz sadece bir iş değildir. Bu bir yaşama yoludur. Bunun gibi bir enstrüman çalmak, bütün hayatınıza onunla yön vermektir. Ben enstrümanımla nefes alıyorum. Çellom benim için bir insan gibi. Bu başka bir yaşam. Ailem benim yaşamım, arkadaşlarım… Ama çalarken, çalışırken bu tamamen başka bir yaşam.

• Bazı müzisyenler, “Herhangi bir müzik aleti çalmayan insanlar için üzülüyorum” der.
Bu bir hediye. Müzisyenler, yaşamları boyunca saatlerce enstrümanlarıyla vakit geçirir. Her zaman çalarsınız, çalarsınız, çalarsınız… Herkes çalma tekniğini öğrenebilir, ama herkes müziği hissedemez. Bu bence de doğru, bir enstrüman çalan kişiler gerçekten çok şanslı.
• Aynı zamanda küçük bir çocuğunuz, aileniz var. Müzik, konserler, aile yaşamı… Normal bir gününüz nasıl geçiyor?
Her günüm çok meşgul. Dört buçuk yaşında bir oğlum var. Sabahları kreşte oluyor. Bu zaman boyunca, yemek yapıyorum, evi temizliyorum. Günlük yapmam gereken görevler var. Çünkü bu benim gerçek yaşamım. Bütün bu görevlerden hoşlanıyorum. Oğlum kreşteyken bu görevlerle ve çello pratiklerimle vakit geçiriyorum. Hafta sonları ise ailecek her anı birlikte geçirmeye çalışıyoruz. Seyahatteyken oğlumu çok özlüyorum. Ama ben yokken onunla çok iyi ilgilenen harika bir kocam var. Aslında insanlar yoğunluğu biraz abartıyor. 8 saat uyunsa ve 8 saat çalışılsa bile hâlâ bir 8 saat var.

‘Eşim müzikle ilgili her şeyi benden daha iyi anlıyor’

Sponsor Bağlantılar

• Eşiniz ünlü bir pop sanatçısı (Vlado Kalember). İki müzisyenin evliliği, nasıl bir evlilik?
Biz öncelikle birbirimizi çok iyi anlıyoruz. İkimiz de müzisyeniz çünkü. Benzer yaşam şekillerimiz var.
• Tanışmanız da müzik aracılığıyla mı oldu?
Beni çalarken izlemişti. Sonra âşık oldu. Hemen âşık olduk. Çok kısa sürede gelişti her şey… Bunun gibi şeyler aslında sadece olur. Anlıktır…
• Müzikal yaşamlarınız birbirinizi besliyor mu? Ya da sizin klasik müzikle, onun pop ile haşır neşir olması farklılıklar yaratıyor mu?
O benden yaş olarak büyük ve tecrübeli bir müzisyen. Müzikle ilgili her şeyi benden daha iyi anlıyor. Bana çok konuda yardım ediyor. Birlikte çalışıyoruz konserlerimiz için. Klasik müzik eğitimi aldığı için klasik müziğe çok hâkim. Stüdyoda bir parça kaydederken bana çok yardımı dokunuyor. Harika bir kulağı var, her sesi çok iyi algılıyor. Ben de ona şarkı yazarken yardımcı oluyorum.

‘İstanbul’a hayran olmamak elde değil’

• Müzikal anlamda, çello sanatçısı olarak kariyerinizle ilgili bir hayaliniz belli bir noktanız var mı?
Hayal kurmuyorum. Sadece gün be gün çalışıyorum. Her gün yeni bir adım. Sadece iyi çalmak, iyi konserler vermek istiyorum. Yardım konserleri vermeyi seviyorum. Türkiye’de önümüzdeki dönemde bir yardım konseri için görüşmelerimiz sürüyor.

• Müzisyen aileler için klasik bir soru vardır. Oğlunuz müzisyen olmak isterse fikriniz ne olur?
Bir pilot, bir uzman, başka bir şey de olabilir. Neden bilmiyorum ama içimde müzisyen olmayacağına dair bir his var. Şu anda çok çok küçük. Sadece oynuyor, bir şeyleri merak ediyor. Ama hislerim bana nedense onun müzisyen olmayacağını söylüyor.

• Türkiye’de olmak, konser vermek size ne hissettiriyor?
İstanbul’a ilk geldiğimde, ülkenize âşık olmuştum. Bu performansıma da yansıdı ve harika bir konser geçirdim. Burada gerçekten evimde gibi hissediyorum. En dürüst halimle söylüyorum… Şu güzelliğe bakın, hayran olmamak mümkün değil. Geçen yıl, İzmir’de de konser verdim. İzmirli sanat severler gerçekten çok çok özel. Onlara konser vermek büyük keyifti.

About admin

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir