Aktüel

Gönül İşleri dizisi Bedir Can Yaman ile ropörtaj

By

on

Gönül İşleri dizisi Bedir Can Yaman ile ropörtajGönül İşleri dizisi Bedir Can Yaman ile ropörtaj

Gönül İşleri dizisinin yakışıklı oyuncusu Bedir – Can Yaman, ile çok özel röportaj…

Gönül işleri dizisi ile büyük beğeni toplayan genç kızların yeni fenomeni Can Yaman’ın kim olduğu merak konusu oldu. Can yaman kimdir, Oyuncu olmadan önce ne yapıyordu, nasıl oyuncu oldu. Tüm bu soruların cevabinı Milliyet gazetesinden Aydil Durgun ile yapmış olduğu ropörtajda yazının devamında bulabilirsiniz…

“Geniş omuzlarım yüzünden rolü alamıyordum”
“Gönül İşleri” dizisinin Bedir karakteri Can Yaman bu rol için fazla yakışıklı bulunduğu için çirkinleşmiş: “Bir ay boyunca Bedir karakterine hazırlandım, kilo verdim, 5-6 kilo kastan kaybedip daha ince görünmeye çalıştım. Geniş omuzlarım yüzünden az kalsın bu rolü alamıyordum”

Can Yaman Kimdir?

CV’m şöyle; Bilfen Koleji’nde ilköğretim okudum. Lise İtalyan Lisesi, birincilikle bitirdim. Lisede değişim öğrencisi olarak Amerika’ya gittim. Sonra hukuk fakültesinde okudum Yeditepe’de. Üniversiteyi basketbol bursuyla okudum, gençliğimde hep basketbol oynadım.

Avukatlık yaptınız mı?

Tabii. PricewaterhouseCoopers diye dünyaca ünlü kurumsal bir firma var, orada altı ay avukatlık yaptım. O sırada Dünya gazetesinde cuma günleri yazılarım yayımlanıyordu. Öncesinde bir sene staj yaptım, ceza hukukuyla ilgilendim. Bu esnada hobi olarak oyunculuk dersleri alıyordum Üniversitedeyken amatör olarak meyletmiştim.

Niçin?

Aynı zamanda avukatlığa da faydası olacağını düşünüyordum. Adliyelerde diksiyon, artikülasyon… Orada rol yapıyorsunuz bir yerde. Hem bu açıdan faydası olacağını düşünüyordum hem de kendimi geliştirmek için meyletmiştim. Altı aydır da oyuncu koçum Cüneyt Sayıl bana profesyonel anlamda oyunculuk dersi veriyor.

Peki merakınız nasıl başladı oyunculuğa?

Avukatlığıma katkısı olduğunu düşünmemin dışında her gittiğim yerde “Sen doğuştan artistsin, bir filmin eksik, ne işin var adliyelerde, oyunculuk yapsana” diyorlardı. Bir hâkim bile söyledi bir keresinde bu tarz bir şey. Bu şekilde evren tarafından işlenmeye başlandı. Yetenekli olduğumu telkin ettiler bana, ben de kendime inanınca hızlı bir şekilde gelişti oyunculuk.

“Gönül İşleri” ilk işiniz. Nasıl oldu kadroya girmeniz?

Kolay olmadı, kadrosu çok zengin. Türkan Derya şahane bir yönetmen. “No name” birine böyle bir rol verilmesi çok görülen bir şey değil. Bunun için sizi çok zor testlerden geçiriyorlar. TMC bu işi yaparken çok büyük bir taramaya girmiş. Cast direktörlerimiz Gözde Ceyhan ve Ceren Sena Akgün de bana inandı. Başlamadan bir ay önce Türkan Hoca “Seni biraz çirkinleştirmemiz lazım, seni role adapte etmemiz lazım” dedi.

Fazla mı yakışıklı geldiniz Bedir karakteri için?

Evet. “Fazla kaslı duruyorsun, omuzların fazla geniş” dedi. Bir ay boyunca Bedir karakterine hazırlandım. Hoca anbean bunu gözlemledi. 5-6 kilo kastan kaybedip daha ince görünmeye çalıştım. Geniş omuzlarım yüzünden az kalsın bu rolü alamıyordum. Hoca sürekli “Dik durma, bastır şu omuzlarını, sen garibansın” diye talimatlar verdi bana.

Çok acayipmiş, rol için çirkinleşmeyi pek görmeyiz dizilerde…

Tabii. Hoca bizzat kuaföre gelip “Can’ı elinizden geldiği kadar çirkinleştirin” dedi. Saçlarım kesildi, bıyığım bu halde. Benim Bedir’le çok alakam yok. Kuaför arkamdan “Kusura bakmayın bu kadar çirkinleştirebildik” demiş.

“Kendime Rönesans adamlarını örnek alırım”

Bedir nasıl bir karakter?

Her koşulda ekmeğini taştan çıkaran, özgüvenli, büyüklerine karşı saygılı, yardımsever, güvenilir. Kötü, züppe diyebileceğimiz karakterlere karşı tepkili bir adam. Sürprizleri olacak, izleyicinin sabretmesi lazım.

Sponsor Bağlantılar

Nasıl çekimler? İlk kez settesiniz, kamera karşısındasınız…

İlk gün Selma Ergeç “Heyecanlı mısın?” diye sordu. “Hiç değilim” dedim. “Nasıl olmazsın, benim kalp atışlarım karşıdan duyuluyor” dedi. Ben çok fazla eli ayağına dolaşan bir adam değilim. İlk günden beri kendimi 40 yıllık oyuncu gibi hissederek oynuyorum.

Aileniz ne diyor bu kariyer değişimine?

Bir kere annem şoklarda. Liseden beri çok yönlü bir insanım. Rönesans adamlarını örnek almışımdır kendime. Dansa giderdim, boksa giderdim, gitar dersleri alırdım, yabancı dil öğrenirdim. Biraz maymun iştahlıyım. Bu hoşuna gitse de annem biraz paniktir. “Oğlum yine mi fikir değiştirdin?” derdi her seferinde ama başarılı olduğumu görünce gurur duyuyor. Babam daha cool. “Sen ne yapmak istersen onu yap. Başarabileceğinden şüphe duymam” diyor. Benim de başarıp başaramayacağıma dair hiçbir şüphem yoktu. Sadece bu işin bana getirdiği hayatı sever miyim diye düşündüm. Kendimi iyice yetiştirdiğimi, bozulmayacağımı, dejenere olmayacağımı hissettiğim anda girmeye karar verdim bu işe.

“Yakışıklılığıma mı bakıyorlar yoksa tanıdıkları için mi bakıyorlar ayırt edemiyorum”

İlk ve ikinci bölümde sizi üstünüzü çıkarmış görüyoruz. Size göre mi şekillendi bu sahneler? Hazır güzel vücutlu oyuncu bulmuşken soyalım mı dediler acaba?

Hayır, senaryo öyleydi. Benden sonra değişmedi.

“Can Yaman gibi sevgilim olsun milyonlarca lira borcum olsun”, “Bir gülüşü var kelebek görse ömrü uzar” gibi şeyler demişler Twitter’da sizin için. Bunlar ne hissettiriyor size?

Açıkçası çok fazla şey hissettirmiyor. Az önce söylediğim gibi yapım gereği çok fazla heyecanlanmayan, gaza gelmeyen bir adamım. Ben de gencim, gençlerde gördüğüm en büyük hata şu; güzel ya da yakışıklı olduklarını fark ettikleri zaman başka bir şey yapma ihtiyacı duymuyorlar, özellikle kızlar. Yakışıklı erkeklerde bu durum daha fena, yakışıklı olmak erkeklerde tek başına kısa anda mutluluk sağlıyor ama uzun vadede gerekli altyapı ve donanım yoksa üzücü ve yorucu oluyor. Bir erkek için söylenebilecek en kötü şey “sadece yakışıklı”. Ben de çocukluğumdan beri yakışıklılığımın farkında değilmişim gibi tercihler yaptım.

Tanınmaya başladınız mı
peki sokakta?

Onu ayırt edemiyorum. Eskiden de bakılıyordu çünkü bana, bir yere girdiğim zaman kafalar dönüyordu zaten. Bana mı bakılıyor yani yakışıklılığıma mı bakılıyor yoksa tanıdıkları için mi bakıyorlar onu ayırt edemiyorum şu an. Etmeme de gerek yok zaten niçin bakıyorlarsa baksınlar. Bu noktada mütevazı olmaya gerek yok. Yazanlara teşekkür ederim ama heyecanlandıran bir şey değil. “Ne kadar iyi oynamışsın o rolü” deseler hakikaten hoşuma gider.

“Babamla mutfağa girer, mezeler yaparız”

Spor yapıyorsunuz değil mi?

Benim ailem sporcu. Fuat amcam Beşiktaşın teknik direktörüydü eskiden, Fuat Yaman. Biz Yugoslav kökenliyiz, Yugoslavları bilirsiniz hepsi boylu poslu, sportif fizikli. Ben de her sporu yaptım; futbol oynadım, lisanslı basketbol oynadım… Crossfit yapıyorum iki senedir, spor salonuna falan da gitmiyorum, kendi evimde. Tek el şınavlar, tek el barfiksler… Protein tozları, besin desteği kullanmıyorum. İhtiyacım yok.

Yediklerinize dikkat eder misiniz?

Aktarlardan zencefil, zerdeçal, keten tohumu gibi şeyler alıyorum. Bunun dışında normal yemeğimi yiyorum. Babam çok iyi aşçıdır.

Sizin var mı mutfak merakınız?

Var. Babamla birlikte mutfağa girerim. Zaten Arnavut yemekleri meşhurdur. Meze kıvamında lezzetli yemekler hazırlayıp her gün sağlıklı sofralar kuruyoruz.

About admin

1 Comment

  1. Elif

    08 Temmuz 2015 at 00:39

    Sana; “Neden avukatlığı bunca yıl okuyup da sonra vazgeçip oyunculuğu seçtin” diye sormucam Can. Ama şu..Ben şuan lise 2 ye gidiyorum ve çocukluktan beri Hâkim olmak istiyorum,bana hikayen muhteşem mantıklı geldi. Ben de okuyup istediğim mesleği olsaydım hatta çalışmam da söz konusu olsaydı, sırf bi anda beni mutlu eden işin o olmadığına inandığım an kendimi istediğim mesleğe adardım. Bu arada ne kadar Hâkim olmak istesem isteyeyim bir yanımda hep oyunculuk ve yazarlık yatıyor,yazarlık yolunda iyi işler çıkaracağımı herkes söylüyor. Neyse bana gerçekten zevk vermeyen bir iş olduğunu kabul ettiysem eger hâkimlik ten vazgeçmeyi göz önünde bulundururdum.. “Oyunculuk olsa bile..” Seni bu başarından dolayı kutluyorum. Sana zevk veren herşeyle bir arada mutlu olman dileğiyle. Kendine güvenin bana ilham veriyor. Umarım mesajım yerine ulaşmıştır!

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir